Orpheus, tarihin en büyük şairi ve müzisyenidir. Lirini çaldığında vahşi hayvanlar uysallaşır, nehirler akmayı durdurur, taşlar bile ağlardı. Ancak onun en büyük şarkısı, aşkı ve kaybı üzerinedir. Çok sevdiği karısı Eurydice, düğün günlerinde bir yılan tarafından sokulup ölünce, Orpheus onu geri getirmek için canlı olarak Yeraltı Dünyası’na inmeye cesaret eder.
Müziğiyle kayıkçı Kharon’u, üç başlı köpek Kerberos’u ve nihayetinde Hades ile Persephone’yi büyüler. Yeraltının soğuk kralı ilk kez ağlar ve ona bir şans verir: ‘Karını alıp yeryüzüne çıkabilirsin, ama o ışığı görene kadar asla arkana bakmayacaksın.’
Bu, ‘inanç’ sınavıdır. Orpheus, karanlık tünelde önden yürür, Eurydice’in gölgesi onu takip eder. Tam çıkışa ulaştığında, gün ışığını görünce sevinç ve şüpheyle (Acaba geliyor mu?) arkasına bakar. O anda Eurydice, ‘Elveda’ diyerek duman olup kaybolur. Orpheus onu ikinci kez, bu sefer kendi hatasıyla kaybeder.
Bu mit, sanatın ölüme bile meydan okuyabileceğini ama insanın zayıflığının (sabırsızlık ve güvensizlik) her şeyi mahvedebileceğini anlatır. Orpheus daha sonra Maenadlar tarafından parçalanarak öldürülür; başı kesildiğinde bile nehirde sürüklenirken hala Eurydice’in adını sayıkladığı söylenir.
Orpheus’un etkisi sadece bir aşk hikayesi değildir: Antik dünyada ‘Orfizm’ denen bir mistik inanç akımı, ruhun arınması ve yeniden doğuşu gibi fikirleri onun adına bağladı. Bu gelenek, Yeraltı Dünyası’na inip geri dönme temasını bir ‘ruhsal dönüşüm’ metaforuna çevirdi. Bu yüzden Orpheus, müziğin ötesinde, insanın kaybı anlamlandırma ve ölümle pazarlık etme çabasının simgesidir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

