Tufan mitleri, sadece bir felaketi anlatmak için değil; felaketten sonra düzenin nasıl kurulacağını göstermek için vardır. Mezopotamya’da Utnapiştim, Yunan’da Deukalion, Tevrat’ta Nuh… Hepsinde ortak soru şudur: Dünya sıfırlandığında, insan hangi ilkelerle yeniden başlayacak?
Bu anlatılarda kurtuluş rastgele değildir; seçilmişlik vardır. Seçilen kişi, ya uyarılır ya bilgi sahibidir. Bu, felaketin bir “ahlaki düzeltme” olduğu fikrini taşır: dünya bozuldu, temizlendi, yeniden kurulacak.
Tufan sonrası ilk iş ritüeldir: kurban, dua, şükran. Bu ritüel, doğayla yeniden sözleşme yapmaktır. Mit, düzenin sadece fiziksel inşa değil; sembolik inşa olduğunu söyler. İnsan, anlam kurmadan yaşayamaz.
Sonra hukuk ve sınır gelir: yeni yasalar, yeni anlaşmalar. Mitoloji burada toplum mühendisliğine dönüşür. Felaket, yeni bir sosyal düzen için fırsat olarak da okunur; bu nedenle tufan mitleri politik anlatı olarak da işlev görür.
Bu motif, modern dünyada da sürer: büyük krizler sonrası “yeni düzen” söylemleri. Mitoloji, insanın krizden sonra kendini yeniden tanımlama ihtiyacının en eski kaydıdır.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

