Roma Su Kemerleri (Aqueduct) Nasıl Çalışırdı?

roma'da günlük yaşam

Roma su kemerleri, antik mühendisliğin en görkemli ve karmaşık başarısıdır. Şehrin nüfusu 1 milyona yaklaştığında, yerel su kaynakları ve kuyu suları yetersiz kaldı ve kirlendi. M.Ö. 312’de Appius Claudius Caecus’un inşa ettiği Aqua Appia ile başlayan süreçte, Roma’ya toplam uzunluğu 800 kilometreyi bulan 11 farklı su kemeriyle günde yaklaşık 1 milyar litre su taşınıyordu.

Yaygın kanının aksine, su kemerlerinin büyük kısmı (yaklaşık %80-90’ı) yerin altından giden tünellerden oluşuyordu. Kemerli köprüler (arklar), sadece vadileri ve çukur alanları geçmek için kullanılırdı. Yeraltı tünelleri, suyu buharlaşmaktan, kirlenmekten ve düşman saldırılarından koruyordu. Su, tamamen yerçekimi gücüyle akardı; mühendisler, kilometrelerce boyunca binde bir veya iki gibi (her kilometrede 34 cm düşüş) inanılmaz hassas bir eğimi korumak zorundaydı.

Şehre ulaşan su, ‘castellum aquae’ adı verilen dev dağıtım tanklarında toplanır, burada tortusu süzülür ve ardından kurşun (fistulae) veya pişmiş toprak borularla üç ana hatta ayrılırdı: Halka açık çeşmelere (lacus), hamamlara ve vergisini ödeyen zenginlerin özel evlerine. İmparatorluk sarayları ve hamamlar öncelikliydi; ancak sistem, kuraklık anında önce özel evlerin suyunun kesilip kamu çeşmelerinin akmaya devam edeceği şekilde tasarlanmıştı.

Bu sistemin bakımı, ‘Curator Aquarum’ adlı yüksek rütbeli bir memurun sorumluluğundaydı. Bu görevi yapan Frontinus’un yazdığı ‘De aquaeductu’ (Su Kemerleri Üzerine), sistemin teknik detaylarını, kaçak su kullanımını önleme yöntemlerini ve boru çaplarını anlatan eşsiz bir mühendislik raporudur.

Roma’nın su kültürü, sadece içmek için değil, hijyen ve keyif içindi. Caracalla veya Diocletianus gibi devasa hamam kompleksleri, bu sürekli akan su sayesinde binlerce vatandaşa hizmet verebiliyordu. Su kemerlerinin barbar saldırılarıyla yıkılması (M.S. 6. yüzyıl), Roma şehir hayatının sonunu getiren en büyük darbe oldu.


Detaylı anlatım: Antik Roma İnsanlarının Günlük Yaşamı