Roma dini, çok tanrılı bir sistemdi. Romalılar, Yunan tanrılarını benimsemiş ve kendi tanrılarıyla birleştirmişti. Jüpiter (Zeus), Juno (Hera), Minerva (Athena) gibi tanrılar, Roma panteonunun baş tanrılarıydı. Ancak Roma, aynı zamanda kendi özgün tanrılarına da sahipti: Janus, Vesta, Quirinus gibi.
Tapınaklar (templum), Roma şehrinin en önemli yapılarıydı. Capitolium’daki Jüpiter Tapınağı, Roma’nın en kutsal mekânıydı. Tapınaklar, genellikle yüksek bir platform (podium) üzerine inşa edilirdi ve önünde merdivenler bulunurdu. Bu tasarım, tapınağı şehrin geri kalanından ayırıyordu.
Dini ritüeller, günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Her evde, aile tanrılarına (Lares ve Penates) adanmış bir sunak (lararium) bulunurdu. Aile reisi (pater familias), her gün bu sunakta dua eder ve kurban sunardı. Bu ritüeller, ailenin refahını ve korunmasını sağlıyordu.
Rahiplar (sacerdos), devlet memurlarıydı. En yüksek rahip, Pontifex Maximus idi ve bu görev, imparatorluk döneminde imparatora aitti. Rahipler, sadece dini görevleri değil, aynı zamanda hukuki ve siyasi görevleri de yerine getirirdi. Örneğin, Pontifex Maximus, takvim düzenlemesinden sorumluydu.
Festivaller, Roma dini hayatının önemli bir parçasıydı. Saturnalia (Aralık), Lupercalia (Şubat), Vinalia (Nisan ve Ağustos) gibi festivaller, halkın katıldığı büyük kutlamalardı. Bu festivaller, sadece dini değil, aynı zamanda sosyal işlevleri de vardı.
Roma dini, hoşgörülüydü; farklı tanrılara tapınmak serbestti. Ancak devlet tanrılarına saygı göstermek zorunluydu. Hristiyanlar, bu tanrılara kurban sunmayı reddettikleri için zulüm görmüştü. Bu zulüm, Roma’nın dini hoşgörüsünün sınırlarını gösteriyordu.
Roma dini, zamanla değişti. İmparatorluk döneminde, imparator kültü yaygınlaştı. İmparator, tanrılaştırılırdı ve ona tapınılırdı. Bu kült, imparatorun gücünü meşrulaştırıyordu. Ancak Hristiyanlığın yükselişiyle birlikte, Roma dini sistemi çöktü.
Detaylı anlatım: Antik Roma İnsanlarının Günlük Yaşamı

