Roma edebiyatı, Yunan edebiyatından büyük ölçüde etkilenmişti. Ancak Roma, kendi özgün edebi geleneğini de geliştirmişti. Latin edebiyatı, M.Ö. 3. yüzyılda başladı ve M.S. 2. yüzyıla kadar altın çağını yaşadı.
Şiir, Roma edebiyatının en önemli türüydü. Vergilius’un Aeneis’i, Roma’nın ulusal destanıydı. Bu eser, Aeneas’ın Troya’dan İtalya’ya yolculuğunu anlatıyordu ve Roma’nın kökenini mitolojik bir şekilde açıklıyordu. Ovidius’un Metamorphoses’i, mitolojik hikâyeleri anlatan bir başyapıttı.
Tarih yazımı, Roma edebiyatının önemli bir parçasıydı. Livius’un Ab Urbe Condita’sı, Roma tarihinin en kapsamlı anlatısıydı. Tacitus’un Annales ve Histories’i, imparatorluk döneminin en önemli tarih eserleriydi. Bu eserler, Roma’nın siyasi ve sosyal tarihini anlatıyordu.
Retorik, Roma eğitiminin temelini oluşturuyordu. Cicero, Roma’nın en ünlü hatibiydi. Onun konuşmaları ve mektupları, Latin edebiyatının başyapıtlarıydı. Retorik, sadece edebi bir tür değil, aynı zamanda siyasi bir araçtı.
Roma’da yazı, sadece edebiyat için değil, aynı zamanda günlük hayat için de kullanılırdı. Mektuplar, yasal belgeler, iş kayıtları ve duvar yazıları (graffiti), Roma’nın yazı kültürünün parçasıydı. Pompeii’deki duvar yazıları, günlük hayata dair eşsiz bilgiler sunuyordu.
Edebiyat, Roma’nın kültürel kimliğinin bir parçasıydı. Romalılar, edebiyatı sadece eğlence için değil, aynı zamanda eğitim ve siyaset için de kullanırdı. Edebiyat, Roma medeniyetinin yayılmasında önemli bir rol oynuyordu.
Roma edebiyatı, Orta Çağ ve Rönesans dönemlerinde yeniden keşfedildi. Latin klasikleri, Avrupa edebiyatının temelini oluşturdu. Bugün bile, Latin edebiyatı, Batı kültürünün önemli bir parçasıdır.
Detaylı anlatım: Antik Roma İnsanlarının Günlük Yaşamı

