1917 Rus Devrimi’nin yarattığı boşluk, Ukrayna’da da hızlı bir siyasi hareketlenmeye yol açtı. Bu yıllarda Ukrayna Halk Cumhuriyeti gibi oluşumlar, bağımsızlık ve özerklik arasında gidip gelen farklı projeler üretti. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımı, iç savaş ve dış müdahaleler; istikrarlı devlet inşasını son derece zorlaştırdı.
Ukrayna’nın bağımsızlık denemeleri, sadece “ulus iradesi” meselesi değildi; aynı zamanda askeri güç, lojistik ve diplomasi meselesiydi. Bolşevikler, Beyaz Ordu, yerel güçler ve dış aktörler arasında sahne sürekli değişiyordu. Bu tür ortamlar, kurum kurmaktan çok hayatta kalmayı zorunlu kılar.
Brest-Litovsk süreci gibi diplomatik hamleler, Ukrayna’nın kaderinde kısa süreli etkiler yarattı; fakat savaşın genel dengeleri bu projeleri kırılgan bıraktı. Haritalar masada çizilirken, sahada ordular yürüyordu. Bu çatışma, yeni devlet denemelerini savunmasız hale getirdi.
1920’lerin başında Sovyet düzeninin konsolidasyonu, Ukrayna’yı Sovyetler Birliği içinde bir cumhuriyet olarak yeniden çerçeveledi. Bu, bir “devlet” formu sunarken, gerçek egemenliğin sınırlarını da belirledi. Ukrayna’nın bağımsızlık fikri, bu dönemde tamamen yok olmadı; yeraltında ve diaspora içinde varlığını sürdürdü.
1917-1921 dönemi, modern Ukrayna hafızasında kritik bir laboratuvardır: devlet kurmanın zorlukları, dış güçlerin rolü ve iç bölünmelerin etkisi bu kısa zaman diliminde yoğunlaştı. “Kısa ömürlü” olması, önemini azaltmaz; aksine modern bağımsızlık anlatısına temel malzeme sağlar.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

