Ruslaştırma, Ukrayna’nın özellikle Rus İmparatorluğu ve bazı Sovyet dönemlerinde, dil ve kültür üzerinden merkezi kimliğin dayatılması veya teşvik edilmesiyle ilişkili politikaları tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Bu tür politikalar, kimliği “gündelik hayat” üzerinden yeniden kurar: okul, mahkeme, ordu, yayıncılık. Kimlik, çoğu zaman bürokrasinin diliyle şekillenir.
19. yüzyıldaki dil kısıtlamaları, Ukraynaca’nın kamusal görünürlüğünü azaltmayı hedefledi. Sovyet döneminde ise daha dalgalı bir tablo vardır: 1920’lerde Ukraynalaştırma gibi açılımlar, sonra 1930’larda merkezileşme ve baskı. Bu dalgalanma, devletin kimliği bazen “araç”, bazen “tehdit” olarak görmesinin sonucudur.
Ruslaştırma pratikleri, sadece dilin yasaklanması değil; elitlerin yeniden üretimiyle de ilgilidir. Eğer devletin yükselme kanalları belirli bir dil ve kültür üzerinden açılıyorsa, toplumun davranışı buna göre şekillenir. Böylece dil, “sosyal mobilite”nin anahtarı olur ve yerel dilin statüsü düşer.
Bu baskılar, Ukrayna ulusal hareketini tamamen bitirmedi; kimi zaman onu daha sembolik ve daha dirençli hale getirdi. Çünkü yasaklanan şey, daha değerli ve daha politik hale gelir. Ukrayna’da dil meselesinin bugün bu kadar sıcak olmasının nedeni, tarihin dil üzerinden yaşanmış olmasıdır.
Ruslaştırma tartışması, günümüzde sadece geçmişi anlatmak için kullanılmaz; eğitim, medya ve kamusal alan politikaları üzerinde hâlâ etkisi vardır. Ukrayna kimliği, bir ölçüde bu baskı deneyimiyle sertleşti. Dil, burada yalnızca iletişim değil; devlet olma iddiasının parçasıdır.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

