Ekim 1944’te Leyte Körfezi Muharebesi’nde, Amerikan gemilerine doğru dalışa geçen Japon uçakları, savaşın yeni ve korkunç bir evreye girdiğini gösteriyordu. Japonya, konvansiyonel savaşta yeniliyordu ve Amiral Onişi, ‘tek bir uçağın bir savaş gemisini batırması’ fikrini, yani intihar saldırılarını (Tokkō) önerdi. Bu birliklere, 13. yüzyılda Moğol istilasını durduran fırtınaya atıfla ‘Kamikaze’ (İlahi Rüzgar) adı verildi.
Kamikaze pilotları, fanatik değil, çoğu üniversite öğrencisi olan genç ve eğitimli bireylerdi. Mektuplarında vatanseverlik, aile sevgisi ve kaçınılmaz bir ölümle yüzleşmenin hüznü vardı. ‘Bir kiraz çiçeği gibi düşmek’ metaforuyla ölüme gönderildiler. Uçaklarına sadece gidiş yakıtı yükleniyor, bazen de iniş takımları sökülüyordu.
Saldırılar etkiliydi; Okinawa Muharebesi’nde Kamikazeler 30’dan fazla Amerikan gemisini batırdı ve 300’den fazlasına hasar verdi. Amerikan denizcileri için bu, psikolojik bir dehşetti; üzerlerine gelen uçak mermilerden kaçmıyor, doğrudan gemiye çarpmayı hedefliyordu. Uçaksavarların durduramadığı ‘insan güdümlü füzeler’di bunlar.
Ancak Kamikaze taktiği, Japonya’nın stratejik iflasının itirafıydı. Yetişmiş pilotları ve uçakları feda etmek, yenilgiyi engellemedi, sadece geciktirdi. Toplamda yaklaşık 3.800 Kamikaze pilotu öldü. Bu fedakarlık kültürü, savaşın bitiminde Japon toplumunda derin bir travma ve sorgulama bıraktı.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

