Japonya Tarihi: Budizm’in Gelişi ve Prens Shotoku

japonya

MS 552’de (veya 538), Kore kralının Japon imparatoruna gönderdiği altın bir Buda heykeli ve kutsal metinler (Sutralar), Japonya’da bir iç savaşı tetikledi. Gelenekselci klanlar (Mononobe), ‘Yabancı tanrılara taparsak kendi tanrılarımız (Kami) bize lanet okur’ diyerek direndi. Yenilikçi klanlar (Soga) ise Budizm’in Çin medeniyetinin anahtarı olduğunu savundu.

Bu çatışmanın galibi Budizm oldu ve zaferin mimarı Prens Shotoku’ydu (574-622). Shotoku, Japon tarihinin ‘Fatih Sultan Mehmed’i’ veya ‘Büyük Petro’su’ gibidir; ülkeyi dönüştüren vizyoner bir liderdi. 17 Maddelik Anayasa’yı yazarak devlet yönetimini ahlaki (Budist ve Konfüçyüsçü) temellere oturttu.

Shotoku, Çin’e (Sui Hanedanı’na) elçiler göndererek ünlü mektubunu yazdı: ‘Güneşin doğduğu yerin hükümdarından, güneşin battığı yerin hükümdarına…’ Bu, Japonya’nın Çin’e karşı ‘biz eşidiz, vassal değiliz’ deme şekliydi. Çin imparatoru buna çok kızsa da, kültürel köprü kurulmuştu.

Shotoku’nun kurduğu Horyu-ji tapınağı, bugün dünyanın en eski ahşap yapısıdır. Budizm, Japonya’ya sadece bir din değil; mimari, sanat, tıp ve ölümden sonraki hayat fikrini getirdi. Japon ruhu, Şinto’nun saflığı ile Budizm’in derinliği arasında yeni bir denge buldu.


Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar