Tokugawa Şogunluğu, Japonya’yı dış dünyaya kapattı (Sakoku). Hıristiyanlık yasaklandı, yabancıların girmesi ve Japonların çıkması ölüm cezasıydı. Sadece Hollandalı tüccarlara (Nagasaki’deki yapay Dejima adasında) çok sınırlı izin verildi. Japonya, kendi kozasına çekildi.
Bu izolasyon, benzersiz bir kültürel patlamaya yol açtı. Savaşsız kalan samuraylar bürokrata dönüştü. Şehirli tüccar sınıfı (Chonin) zenginleşti ve kendi eğlence kültürünü yarattı: Kabuki tiyatrosu, Geyşa mahalleleri (Ukiyo – Yüzen Dünya) ve Haiku şiiri.
Edo (Tokyo), 18. yüzyılda 1 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük şehri oldu. Okuryazarlık oranı Avrupa’dan yüksekti. ‘Sankin-kotai’ sistemiyle daimyoların her iki yılda bir Edo’ya gelmesi zorunlu kılındı; bu da yol ağlarını geliştirdi ve yerel isyanları önledi.
Edo dönemi, ‘geleneksel Japonya’nın donmuş bir fotoğrafı gibidir. Barış vardı ama özgürlük yoktu. Bu düzen, 1853’te Amerikan Kara Gemileri (Black Ships) gelene kadar sarsılmaz göründü.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

