Gilgameş ve Ölümsüzlük Arayışı

promet min 1

Mezopotamya’nın Gilgameş Destanı, insanlığın bilinen en eski büyük anlatılarından biridir. Gilgameş, Uruk kralıdır; yarı tanrı, yarı insan. Ama destanın merkezinde onun gücü değil, ölümle karşılaşınca yaşadığı sarsıntı vardır. Bu yüzden Gilgameş, kahramanlıktan çok varoluş destanıdır.

Enkidu ile dostluğu, Gilgameş’in insanlaşma sürecidir. Enkidu, doğanın çocuğudur; medeniyete girer, dost olur, canavarlarla savaşır. Enkidu öldüğünde Gilgameş ilk kez kendi ölümünü düşünür ve panikleyerek ölümsüzlük aramaya çıkar.

Utnapiştim’e gidişi, tufan anlatısıyla kesişir. Utnapiştim, tanrıların tufanından kurtulan ve ölümsüzlük verilen kişidir; Nuh hikâyesinin çok daha eski bir versiyonudur. Gilgameş burada şunu öğrenir: Ölümsüzlük bir ödül değil, istisnadır.

Gilgameş’in bulduğu ‘gençlik bitkisi’ni yılanın çalması, insanın eline geçen fırsatın bile kayıp olabileceğini anlatır. Yılanın deri değiştirmesi, gençliğin doğaya ait olduğu fikridir. İnsan, doğanın döngüsünü yenemez.

Destanın finali sade ama güçlüdür: Gilgameş şehrine döner ve Uruk’un surlarına bakar. Ölümsüzlük bedenle değil; yapılan işlerle, bırakılan izlerle mümkündür. Bu, tarihin en eski ‘anlam’ dersidir.


Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi