Danae miti, Yunan anlatılarında kader, iktidar korkusu ve tanrısal şiddetin iç içe geçtiği örneklerden biridir. Argos Kralı Acrisius, kehanete göre torunu tarafından öldürüleceğini öğrenir. Bu yüzden kızı Danae’yi bir kuleye/yeraltı odasına hapseder: Soyu kesmek ister.
Fakat mitolojide kaderi hapsetmek mümkün değildir. Zeus, Danae’ye altın yağmur (ya da ışık) şeklinde girer ve Perseus doğar. Altın yağmur imgesi, hem tanrısal gücün her engeli aşmasını hem de iktidarın korunaklı sandığı alanların bile kırılganlığını anlatır.
Danae ve bebeği sandığa konup denize bırakılır; hayatta kalmaları mucize değil, mitin mantığıdır: Kahraman soyları “sürgünle” başlar. Perseus’un ileride Medusa’yı öldürmesi ve soyunun Herakles’e uzanması, bu başlangıcı tarihi bir zincire dönüştürür.
Danae’nin hikâyesi aynı zamanda kadın bedeni üzerinden kurulan iktidar kontrolünü gösterir: Acrisius’un korkusu, kızı hapsetmeye dönüşür. Tanrı müdahalesi, bu kontrolü bozar; ama Danae’nin iradesi yine de hikâyenin merkezinde değildir. Bu, antik anlatıların sınırıdır.
Danae miti, modern yorumlarda güç ve rıza tartışmalarını da tetikler. Klasik sanatın sevdiği bir sahne olmasının nedeni de budur: Hem erotik, hem politik, hem de kaderci bir anlatı.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

