Narcissus efsanesi, Yunan-Roma mit geleneğinde benlik, arzu ve yıkım temasını anlatır. Narcissus, güzelliğiyle bilinen bir gençtir; kimseyi sevmez, herkesi reddeder. Mit, reddedilen arzunun nasıl bir bedel talep ettiğini gösterir.
Narcissus’un suya yansıyan yüzüne aşık olması, arzu nesnesinin “ben”e dönmesiyle oluşan tuzağı temsil eder. Yansıma gerçektir ama dokunulamaz; bu yüzden arzu sürekli aç kalır. Mit, kendine dönük arzunun doygunluk üretmediğini dramatize eder.
Bu hikâye, toplumun aynalarla kurduğu ilişkiyi anlatabilecek kadar esnektir. Narcissus, sadece bireysel kibir değil; dünyanın seni sürekli izlediği ve senin de kendini sürekli izlediğin bir durumdur. Antik mit, modern benlik performansının da öncül metaforlarından biridir.
Narcissus’un ölümü ve nergis çiçeğine dönüşmesi, mitlerin sık kullandığı dönüşüm diliyle kapanır. Ölüm, bir iz bırakır; beden kaybolur ama doğada bir işaret kalır. Bu işaret, hikâyenin unutulmasını engeller.
Narcissus efsanesi bugün “narsisizm” kavramıyla da yaşamaya devam eder. Mitoloji, psikolojik bir terime dönüşebilecek kadar keskin bir gözlem yapmıştır: benlik, kontrol edilmezse kişiyi yiyip bitirebilir.
Detaylı anlatım: Mitolojik Karakterlerin Listesi

