Kiev Rus Devleti (Kyivan Rus), 9. yüzyıldan 13. yüzyılın ortalarına kadar Doğu Slav dünyasının en önemli siyasal oluşumlarından biriydi. Merkezinin Kiev olması, bugünkü Ukrayna topraklarının tarih anlatılarında onu temel bir referans noktası yapar. Devletin yükselişi, Dinyeper hattı boyunca ticaret, şehirleşme ve hanedan siyasetinin birleşmesiyle mümkün oldu.
Kiev Rus’un erken döneminde İskandinav kökenli Varegler ve yerel Slav toplulukları arasında bir güç ve ticaret dengesi kuruldu. “Varangianlardan Yunanlara” diye bilinen güzergâh, Baltık’tan Karadeniz’e uzanan bir ticaret omurgasıydı; kürk, balmumu ve köle ticareti gibi alanlar bu ağın parçasıydı. Kiev’in bir merkez olarak güçlenmesi, bu akışın denetimiyle doğrudan ilişkiliydi.
988’de Büyük Vladimir’in (Volodimir) Hristiyanlığı kabul etmesi, Kiev Rus’un kimliğini belirleyen kırılma anlarından biridir. Bizans etkisiyle Ortodoksluk benimsenirken, yazı dili ve kurumsal kültürde de dönüşüm yaşandı. Bu tercih, Doğu Slav coğrafyasının sonraki yüzyıllardaki dini ve kültürel yönelimlerini uzun süre etkiledi.
Yaroslav Mudriy (Yaroslav the Wise) döneminde hukuk ve şehir kültürü derinleşti; “Russkaya Pravda” gibi hukuk derlemeleri devletin kurumsallaşmasına işaret eder. Ancak 11-12. yüzyıllardan itibaren hanedan parçalanması ve bölgesel prensliklerin güçlenmesi, Kiev merkezli düzeni zayıflattı. Bir devletin “altın çağı”, çoğu zaman parçalanmanın da başlangıç çizgisidir.
13. yüzyılda Moğol istilaları, Kiev Rus dünyasını ağır biçimde sarstı; Kiev’in 1240’taki yıkımı sembolik bir son gibi görülür. Yine de Kiev Rus, “tamamen biten” bir şey değil; farklı merkezlerde (Galicia-Volhynia, kuzeydoğu prenslikleri) mirası taşınan bir siyasi-kültürel havzaydı. Bugün Kiev Rus mirası üzerine kurulan tartışmalar, tarih kadar kimlik ve meşruiyet mücadelesidir.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

