II. Dünya Savaşı Ukrayna için büyük ölçekte yıkım, işgal ve kitlesel kayıp anlamına geldi. Nazi Almanyası’nın 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırmasıyla Ukrayna, savaşın en kanlı cephelerinden birine dönüştü. Şehirler, sanayi bölgeleri ve tarım alanları; hem askeri hem ekonomik hedef haline geldi.
İşgal döneminde Yahudi nüfus başta olmak üzere siviller büyük şiddete maruz kaldı; Babiy Yar gibi katliam alanları bu dönemin sembollerindendir. Savaş, sadece cephe hattında değil, sivil hayatın içinde yürüdü. Ukrayna’nın demografik ve toplumsal dokusu bu yıllarda geri dönülmez biçimde değişti.
Ukrayna’da farklı direniş ve işbirliği biçimleri aynı anda var oldu; bu da hafızayı karmaşıklaştırır. Sovyet partizan hareketi ile Ukrayna milliyetçi akımlarının hedefleri ve yöntemleri farklıydı. Savaş ortamı, siyasal projelerin en sert biçimde çatıştığı bir laboratuvara dönüştü.
Savaş sonrası Sovyet yeniden inşası, Ukrayna’yı yeniden endüstriyel bir merkez haline getirmeyi hedefledi; fakat bunun bedeli baskı politikaları ve siyasi kontrolün sürmesiydi. Savaş travması, yeni bir devlet disiplininin içine gömüldü. Toplum, hem yas tuttu hem yeniden çalışmaya zorlandı.
Ukrayna’nın II. Dünya Savaşı deneyimi, bugün hâlâ kimlik tartışmalarını etkiler. Çünkü savaş yılları, kahramanlık kadar suç, acı kadar propaganda içerir. Tarih, burada sadece geçmiş değil; bugün hangi hikâyenin anlatılacağı meselesidir.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

