II. Dünya Savaşı: Nürnberg Yargılamaları ve Adalet Arayışı

Schutzstaffel

20 Kasım 1945’te, harabeye dönmüş Nürnberg şehrindeki Adalet Sarayı’nda tarihî bir dava başladı. Sanık sandalyesinde Hermann Göring, Rudolf Hess, Joachim von Ribbentrop gibi Nazi rejiminin en üst düzey 21 ismi oturuyordu. Dünya tarihinde ilk kez, bir devletin liderleri, başlattıkları savaş ve işledikleri insanlık suçları nedeniyle uluslararası bir mahkeme önünde hesap veriyordu.

Yargılamalar hukuki bir devrimdi. ‘Sadece emirleri uyguluyordum’ savunması (Befehlsnotstand) reddedildi; bireysel cezai sorumluluk ilkesi getirildi. Mahkeme, ‘İnsanlığa Karşı Suçlar’, ‘Savaş Suçları’ ve ‘Barışa Karşı Suçlar’ gibi yeni kavramları hukuk literatürüne soktu. Savcı Robert Jackson’ın açılış konuşması davanın ruhunu özetliyordu: ‘Bu adamların başlattığı kötülükler o kadar büyük ki, medeniyet bunların görmezden gelinmesine tahammül edemez.’

Dava sırasında gösterilen toplama kampı görüntüleri, sanıkların bazılarını bile şoka uğrattı (Göring hariç, o sonuna kadar meydan okudu). 11 idam, 3 müebbet ve çeşitli hapis cezaları çıktı. Ancak Nürnberg’in asıl mirası cezalar değil, kayıtlardı. Nazi vahşeti, belgelerle ve tanıklıklarla inkâr edilemez bir şekilde tescillendi.

Nürnberg, kusursuz bir adalet değildi (Müttefiklerin suçları yargılanmadı), ancak ‘galibin adaleti’ olmanın ötesine geçerek Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) giden yolu açtı. Modern insan hakları hukuku, Nürnberg duruşma salonunda doğdu.


Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?