II. Dünya Savaşı, çok sayıda ülkenin farklı zamanlarda ve farklı cephelerde dâhil olduğu küresel bir çatışmaydı. Bloklaşma, sadece “kim kiminle” sorusundan ibaret değil; kaynak akışını, üs ağlarını ve lojistik kapasiteyi belirleyen bir yapıydı.
Mihver’in çekirdeğini Almanya, İtalya ve Japonya oluşturdu. Bu üçlü, farklı coğrafyalarda genişleme hedefleriyle hareket etti: Almanya Avrupa’da; İtalya Akdeniz ve Afrika’da; Japonya Doğu Asya ve Pasifik’te. Bu coğrafi dağılma, erken dönemde saldırı alanını genişletse de uzun vadede kaynak baskısını artırdı.
Müttefikler cephesi, savaşın başında sınırlı bir çekirdeğe sahipti; ancak 1941’den itibaren Sovyetler Birliği ve ABD’nin katılımıyla gerçek anlamda küresel bir koalisyona dönüştü. İngiliz İmparatorluğu’nun dominyonları ve pek çok ülkenin katkısı, savaşın insan gücü ve lojistik boyutunu büyüttü.
Blokların genişlemesi, savaşın “iki ana sahneye” bölünmesini de hızlandırdı: Avrupa ve Pasifik. Bu iki sahne birbirinden kopuk değildi; deniz taşımacılığı, hammadde, üretim ve stratejik öncelikler üzerinden birbirini etkiledi.
Özetle: Savaşın sonucu, blokların askeri kapasitesinden çok, blokların uzun savaşta kaynak ve ittifak yönetimini sürdürebilmesine bağlıydı.
Detaylı anlatım: II. Dünya Savaşı’nın Tarihi: Nasıl Başladı ve Sonuçlandı?

