MS 3. ve 7. yüzyıllar arası, Japonya’nın ‘piramitler çağı’dır. Ancak bunlar Mısır’daki gibi sivri değil, gökyüzünden bakıldığında devasa bir anahtar deliğine benzeyen toprak tümülüslerdir (Kofun). En büyüğü olan İmparator Nintoku’nun mezarı, taban alanı bakımından Keops Piramidi’nden bile daha geniştir.
Bu devasa mezarlar, merkezi bir otoritenin (Yamato Sarayı) doğuşunu simgeler. Binlerce işçiyi yıllarca çalıştırabilmek, güçlü bir devlet yapısı gerektirir. Yamato klanı, gücünü güneş tanrıçası Amaterasu’ya dayandırarak meşruiyet kazandı. Bugün Japon İmparatorluk Ailesi’nin kökleri doğrudan bu döneme uzanır ve bu, onları dünyanın en eski hanedanı yapar.
Kofunların içinden çıkan ‘Haniwa’ kilden figürler, dönemin ruhunu yansıtır: Zırhlı savaşçılar, atlar, dansçılar ve şamanlar. Bu figürler, mezarı korumak ve öbür dünyada imparatora hizmet etmek için dizilirdi. Çin’deki Terrakotta Ordusu’nun aksine, Haniwa’lar daha stilize ve sevimlidir.
Ancak Kofun dönemi, Japonya’nın Kore ile en yoğun etkileşimde olduğu zamandı. Budizm, Çin yazısı (Kanji) ve Konfüçyüsçülük bu dönemde Japonya’ya aktı. Japonya, ‘uygarlığı’ ithal ediyor ama onu kendi devasa mezarlarında ‘yerlileştiriyordu’.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

