Meiji hükümetinin modernleşme reformları (özellikle zorunlu askerlik ve kılıç taşıma yasağı), samuray sınıfının varlık sebebini ortadan kaldırdı. Bu değişime en büyük tepki, paradoksal olarak Meiji Restorasyonu’nun mimarlarından biri olan Saigo Takamori’den geldi. Saigo, Batılılaşmanın Japon ruhunu (Yamato Damashii) yok ettiğine inanıyordu.
1877’de Saigo, memleketi Kagoshima’da (Satsuma) isyan bayrağını açtı. Yanında, modern tüfeklere karşı kılıçlarıyla savaşmaya hazır 40.000 samuray vardı. Karşılarında ise köylülerden kurulmuş, modern silahlarla donatılmış İmparatorluk Ordusu duruyordu. Bu, gelenek ile modernitenin savaşıydı.
Shiroyama Muharebesi’nde, samuraylar son kez ‘Banzai’ diyerek hücuma kalktı. Ancak cesaret, Gatling makineli tüfeklerine ve topçulara karşı yetersizdi. Saigo Takamori, yaralanınca onurunu korumak için seppuku yaptı. Onun ölümüyle samuray sınıfı resmen tarihe karıştı.
Hükümet, Saigo’yu önce hain ilan etti, sonra halkın sevgisi nedeniyle affedip (ölümünden sonra) kahraman statüsüne iade etti. Bugün Tokyo’daki Ueno Parkı’nda köpeğiyle duran heykeli, Japonya’nın modernleşirken geride bırakmak zorunda kaldığı ‘romantik geçmişi’ simgeler.
‘Son Samuray’ filmi bu olayı (epey Hollywood sosuyla) anlatır. Gerçekte Saigo’nun ordusu da tüfek kullanıyordu ama mermileri bitince kılıçlara sarıldılar. Satsuma İsyanı’nın asıl dersi şuydu: Modern bir ulus devlet kurmak için, o devleti kuran savaşçıların bile feda edilmesi gerekiyordu.
Detaylı anlatım: Japonya’nın Tarihi: Kuruluşundan Orta Çağ Dönemine Kadar

