Lviv (tarihsel adlandırmalarla Lemberg/Lwów), Batı Ukrayna’nın en önemli kültürel ve siyasi merkezlerinden biridir. Şehrin önemi, farklı imparatorlukların ve kültürlerin kesişiminde yer almasından gelir. Bu kesişim, Lviv’i bir “sınır şehri” yapar: aynı anda çok dilli, çok dinli ve çok hafızalı.
Habsburg döneminde Lviv, bölgesel idare, eğitim ve kültür kurumlarının yoğunlaştığı bir merkeze dönüştü. Üniversite, yayıncılık, kilise ağları ve sivil örgütlenmeler, Ukrayna ulusal bilincinin Batı’da güçlenmesine zemin hazırladı. Kimlik, çoğu zaman başkentte değil, kurumların yoğunlaştığı şehirlerde pişer.
Lviv’in tarihsel çok kültürlülüğü, aynı zamanda çatışma potansiyeli de taşır. Polonyalı, Ukraynalı, Yahudi ve diğer toplulukların birlikte yaşadığı alanlarda, modern ulusçuluk çağı gerilimleri artırdı. 20. yüzyıl savaşları ve sınır değişimleri, bu çok kültürlülüğü ağır biçimde yaraladı.
Sovyet dönemi, Lviv’i farklı bir idari-kültürel çerçeveye soktu; şehir, yeni bir devlet diline ve yönetim tarzına uyumlanmak zorunda kaldı. Bağımsız Ukrayna döneminde ise Lviv, Avrupa yönelimi ve sivil mobilizasyon açısından güçlü bir sembole dönüştü. Şehir, modern kimlik siyasetinde aktif bir aktördür.
Lviv’i anlamak, Ukrayna’nın Batı’sındaki tarihsel tecrübeyi anlamaktır: kurumlar, kültür ve sivil ağlar üzerinden güçlenen bir kimlik dili. Ukrayna’nın modern siyasi hareketlerinde Lviv’in rolü, bu uzun tarihsel birikimin sonucudur.
Detaylı anlatım: Ukrayna’nın Tarihi: Kiev Ruslarından, Bağımsızlığa ve Bugüne

